Akupunktur Nedir?

Akupunktur Nedir?

ustban

Akupunktur nedir?

Akupunktur aslında Latin terminolojide “akus; iğne, punctus; batırmak”anlamına gelmektedir. Kadim uygarlıkların hastalık ve tedavilerle ilgili bilgi ve deneyimlerinden günümüze aktarılan ve yeni çalışmalarla daha da geliştirilen bir, doğal tedavi yöntemidir.

İnsan vücudunda, tıpkı damarlarda akan kan gibi dolaşan elektriksel bir canlılık vardır. Çin Tıbbına göre“Qi” (yaşam enerjisi) adı verilen bu enerji akışı bozulduğunda, arttığında ya da azaldığında hastalıklar oluşur. Akupunktur, bozulmuş olan Qi enerji dengesinin yeniden düzenlenmesi amacını taşıyan bir tedavidir.

Bilindiği gibi iğnelerle, ısı ya da lazer ışığıyla akupunktur noktaları olarak bilinen “enerji kavşakları”nın uyarılması sonucu bu bozukluk düzeltilmiş olur.

Akupunktur Tarihçesi

Akupunktur, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan,oldukça etkili, bilimsel bir tedavi yöntemidir. Tarihte ilk olarak Uygur Türkleri tarafından keşfedilmiş olan “akupunktur”, asırlar boyunca yaşanan yakın ilişki neticesinde Çin’liler tarafından öğrenilmiş, zaman içerisinde benimsenerek geliştirilmiş ve bugünkü seviyesine getirilmiştir.

Uygur Türklerinin eski başkenti olan Turfan’da yapılan kazılarda, insan vücudu üzerindeki akupunktur noktaları’nı gösteren ve açıklamalar yer alan antik eserler ortaya çıkarılmıştır. Yine Çin’in Sang ?Jian’daki kazılarda bulunan taş oymalı resimlerden de anlaşılan ilk akupunkturuygulaması yapanların Uygur Türkleri olduğudur. Ayrıca Doğu Türkistan’ın Hoten ve Cimsar bölgelerinde yapılan kazılarda kemik iğneler bulunmuştur ki bunlar “Taş Devri” ne ait oldukları bilinmektedir.

Bütün bunlar bize göstermektedir ki, tarihin ilk devirlerinden itibaren uygulanmakta olan “akupunktur yöntemi” Çin’lilerin yaklaşık 5.000 yıl önce bu bilgileri Uygur Türklerinden öğrenmeleri, geliştirmeleri ve daha sonra yazılı metinlere geçirmeleri sonucunda dünyaya yayılmış ve tanıtılmıştır.

Geleneksel Çin tıbbında, en zengin uygulamaya ve kuramsal birikime, Han hanedanı döneminde rastlanmaktadır. Geleneksel Çin tıbbının kaynağı, Çin’in Sarı Nehir bölgesidir. Çok eskiden kendi sistemini kuran geleneksel Çin Tıbbı, uzun gelişme sürecinde birçok ünlü hekim, çeşitli önemli eserler yazmıştır. Üç bin yıl önceki dönemlere ait kazılarda ortaya çıkarılan belgelerde, Çin’deki sağlık sistemi ve hastalık tarifleri, gözlem, koklama, dinleme, elle muayene, ilaç, akupunktur ve ameliyat gibi yöntemlerle hastalık teşhisleri ve tedavisi anlatılmaktadır.

Weijin Kuzey-Güney hanedanı (220-589) ve Suitang 5 hanedanı (581-960) arasında, nabza bakma tekniklerinde büyük gelişme kaydedilmiş, Jin hanedanı döneminde, Hekim Wang Shuhe tarafından yazılan, “Nabız Durumları” adlı kitapta, 24 nabız durumu yer almıştır. Bu kitap, yalnız geleneksel Çin tıbbı üzerinde büyük bir etki yapmakla kalmamış, etkisi yabancı ülkelere de yayılmıştır.

Song hanedanlığı döneminde (960-1279) tıp ve akunpuktur eğitiminde büyük ıslahat yapılmış, Wang Weiyi, akunpuktur noktalarıyla ilgili “Bakır İnsan Heykeli Akunpuktur Noktaları Resmi” adlı kitap yazmış, daha sonra öğrencilere ders vermek amacıyla, vücut üzerinde akunpuktur noktalarının gösterildiği, gerçek insan büyüklüğünde iki heykel yapmıştır. Onun bu eğitim çalışmaları akunpunkturun geliştirilmesinde çok etkili olmuştur.

Ming hanedanı döneminde, Batı tıbbı Çin’e girmeye başlamış, birçok tıp adamı, geleneksel Çin Tıbbı ve Batı Tıbbı’nın birlikte kullanılması ve çağımızda geleneksel Çin Tıbbı ve Batı Tıbbının birleşmesinin mükemmel bir sistem oluşturacağını savunmuşlardır.

Gerçekte temeli Türk kültürüne ve geleneklerine dayanan bu halk tıbbı, günümüz modern tıbbı karşısında , özellikle 20. yy da geri bıraktırılmıştır. Kanımızca modern tıp, sanayi devrimiyle birlikte gelişmesine farklı bir yöne çevirirken, köklerinden kendisini ayırmıştır. Bunun sonucu olarak günümüz tıbbı, insanı sadece makine gibi tamir edilmesi gereken bir nesne olarak algılamaya başlamıştır. Modern görüntüleme ve tedavi yöntemleri de dahil olmak üzere bütün modern Tıbbi teknik gelişimler, hekimi sanatsal tıp yaklaşımından uzaklaştırarak bu sürece ivme vermektedir.

5000 yıldan uzun bir süredir Çinli doktorlar,vücuttaki işlevsel bozuklukları belirlemek için nabız teşhisine güvenmişlerdir. Bugün dahi Çin tıbbında nabız okuma yeteneği en önemli teşhis aracı olarak yerini korumaktadır. Ne yazıktır ki, Doğu tıbbını uygulayan Batılıların ancak çok azı bu sanatta gerçekten yetkinleşmiştir. Bu doğal tıbbi tedavilerin doğu terminolojisinde anlamları alt başlıklar halinde incelenebilir. Bunların arasında başlıca yer tutan, Akupunktur aslında Latin terminolojide “akus; iğne, punctus; batırmak”anlamına gelmektedir. Aslında bunun tam Çince karşılığı “zhen- jiu- ology” olup zhen; akupunktur, jiu; moksibasyon, ology; bilim anlamına gelmektedir. Burada akupunktur; kuru iğne batırmak, moksibasyon (Moksa ısıtan özel tütsü) ise bedende ısı oluşturan tüm yöntemlerin bir arada kullanılmasıdır

Hemen Ara: 0505 544 49 98